Nederlands Turkce

İrşad Birimi

İrşad hizmetleri, Kuzey Hollanda Milli Gorus Federasyonunun yürüttüğü temel hizmetlerin başında gelir. İrşad birimi, Müslümanlara, dinî konularda rehberlik eder ve hayatın her alanında dinin yönlendiriciliğine vurgu yapar. İrşad biriminin görevleri arasında, insanları Allah’a yaklaştıran yolları göstermek, insanların günlük yaşamları nda inançlarına göre yaşamını kolaylaştırmak, bir başka deyişle “günlük yaşam fıkhını” geliştirmek görevi de vardır. Günlük beş vakit namazın cemaatle eda edilmesi ve Cuma, bayram ve cenaze namazlarıyla teravih namazlarının kılınmasının temin edilmesi, İrşad biriminin görevleri arasında yer alır. 

Zekat, Fitre ve Sadaka gibi ibadetlerin de yerine getirilmesine yardı mcı olan İrşad birimi, imamların eğitimi, cami ve mescitlerde imamların görevlendirilmesi ile teşkilatımızda öğretilmekte olan dinî konuların murakebe edilmesiyle de görevlidir. Mekke ve Medine’de büyük bir organizasyonu gerektiren Hac ve Umre ibadetlerinin kapsamlı ve düzenli bir şekilde yerine getirilmesi görevi de İrşad biriminin sorumluluk alanındadır. İrşad Birimi, Fetva Komisyonu çalışmaları ile Müslümanların karşılaştıkları sorunlara dinî açıdan çözümler üretir.

 

 

 

ORUÇ HAKKINDA FIKHİ BİLGİLER

ORUÇ

Oruç; İslâmın beş şartından birisi olup, Hicretin ikinci senesi farz kılınmıştır Farzıyyeti Kitap, Sünnet ve icma ile sabittir
Oruç insanın imsak vaktinden güneşin batışına kadar, yemekten, içmeden, cinsel münâsebetten kendini men etmesidir
Ramazan ayına oruç ayı denir. Oruca niyyet şarttır. Kalben niyet kâfidir. Dil ile söylemek de menduptur.

ORUCUN KISIMLARI 

Oruç altı kısımdır. Bunlar:  1- Farz, 2- Vacip, 3- Sünnet, 4- Mendup ve Mustehap,5- Nafile, 6-Mekruh

1. Farz Oruç: Ramazan orucu ile bunların kazası ve keffaret orucu farzdır.
2. Vâcip Oruç: Nezir (adak) orucu ve bozulan nafile orucun kazası vacip oruçtur.
3. Sünnet Oruç: Muharremin 9, 10 ve 11 'inde tutulan oruçlar sünnet oruca örnektir.
4. Mendup ve müstehap Oruç: Her ayın 13, 14, 15 Günleri ile Pazartesi, Perşembe günleri tutulan oruç ve Ramazandan sonra Şevval ayında tutulan 6 gün oruçtur.
5. Nafile Oruç: Hiç bir muayyen vakıite münhasır olmadan kerahat vakitleri haricinde tutulan oruçlardır.
6. Mekruh Oruç: Bu da iki kısımdır:
a. Tenzihen Mekruh Oruç: Muharremin yalnız 10'unda aşure orucu, nevruz günü ve tayin edilerek tutulan yalnız Cuma veya Cumartesi günü orucu mekruhtur
b. Tahrimen Mekruh Oruç: Ramazan bayramının birinci günü, Kurban bayramının birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü günü tutulan oruçtur.

 

ORUÇ KİMLERE FARZDIR:

Ramazan orucunun bir kimseye farz olması için o kimsenin;
1 - Müslüman olması lazımdır.
2 - Akıllı olması lazımdır.
3 - Buluğa ermiş (çocukluktan kurtulmuş olması lazımdır).
4 - Sıhhatli olmalıdır (Hastalara edası farz değildir, iyileşince kaza ederler ).
5 - Bir yerde devamlı ikamet etmeleri lazımdır (Misafir iseler, misafirlikten sonra eda ederler ).
6 . Kadınların hayız ve nifas halinde olmamaları gerekir (Bunlar da sonra kaza ederler).
Not: Bütün bunlara sahip olan kimse orucun sıhhati bakımından niyyet etmelidir. Aksi halde orucu sahih olmaz.

Oruçluya Şunlar Müstehaptır:

1.     Sahura kalkıp yemek yemek,
2. Sahur yemeğini biraz geç yemek,
3. İftarda acele etmek,
4. İftarı namazdan önce yapmak,
5.Orucunu açarken şu duayı okumak:

 

أَللهُمَّ لَكَ صُمْتُ وَبِكَ آمَنْتُ وَعَلَيْكَ تَوَكَّلْتُ وَعَلَي رِزْقِكَ أَفْطرْتُ وَصَوْمَ الْغَدِ مِنْ شَهْرِ رَمَضَانَ نَوَيْتُ فَاغْفِرْلِي مَا قَدَّمْتُ وَمَا أَخَّرْتُ

"Allahümme leke sumtü ve bike amentü ve aleyke tevekkeltü ve ala rızkıke eftartü ve savmel'ğadi min şehri ramazane neveytü, feğfirli ma kaddemtü ve ma ahhartü"
Anlamı: Allah'ım senin rızan için oruç tuttum, sana inandım ve sana güvendim. Senin rızanla orucumu açtım ve ramazan ayının yarınki orucun da niyet ettim. Benim geçmiş ve gelecek günahlarımı bağışla"

Şöyle de dua edilir: “Ya vâsi’al-mağfireti, iğfirlî ve livalideyye ve lilmü’minîne yevme yekûmu’l-hisâb…”

Anlamı“Ey bağışlaması bol olan Rabbim! Beni, ana-babamı ve mü’minleri hesap gününde bağışla…”


6.Orucu hurma gibi tatlı bir şeyle açmak mendubdur.
7. Oruçlu kimsenin, yakınlarına ve fakirlere fazlaca yardımda bulunması müstehabdır.
8. Oruçlunun mümkün olduğu kadar gece ve gündüz Kur’ân okumak, zikir yapmak, Peygamberimiz’e salât ve selâm getirmek ve ilimle uğraşmak suretiyle meşgul olması müstehabdır.
9. Oruçlunun boş ve yararsız sözlerden dilini tutması da müstehabdır. Gıybetten, söz taşımaktan kaçınmak ise her zaman vaciptir. Ancak bu kaçınmanın gerekliliği Ramazan’da daha çok kuvvet kazanır.
10. Oruçlu için itikaf da müstehabdır.

 

Oruçluya Mekruh Olan Şeyler:
1. Zaruretsiz bir şeyin sadece  tadına bakmak,
2. Zaruretsiz bir şey çiğnemek,
3. Önceden çiğnenmiş ve tadı kalmamış bir sakızı çiğnemek,
4. Eşini öpmek,
5. Kişinin eşiyle sarılması ve kucaklaşması,
6. Tükrüğünü ağzında biriktirip yutmak,
7. Oruçluyken zayıf ve güçsüz düşeceğini bildiği halde kan aldırmak.

 

Oruçluya Mekruh Olmayan Şeyler:

1.Misk veya gül gibi bir şey koklamak,

2.Gözüne sürme çekmek,

3.Bıyığına yağ sürmek,

4.Zayıf düşmeyecek ise kan aldırmak veya hacamat olmak,

5.Misvak kullanmak, ağzım fırça ile yıkamak,

6.Ağzına su alıp gargara yapmak,

7. Burnuna su çekmek,

 

Orucu Bozmayan Şeyler:

Orucu bozmayan şeylerden bazıları şunlardır:

1.Oruçlu olduğunu unutarak yiyip içmek,
2. Mideden ağza gelen yemeğin geri gitmesi,
3. Oksijen tüpüyle suni hava vermek,
4. Orucu bozmaya niyet edip de bozmamak,
5. İstemeyerek ağız dolusu kusmak,
6. Boğaza toz, duman vs. kaçması,
7. İsteyerek, zorlayarak biraz (ağız dolusundan az) kusmak,
8. Göze ilaç damlatmak, ıslak lens takmak,
9. Gıybet etmek (gıybet orucu zahiren bozmasa da manen sevabını yok eder),
10. Rüyada ihtilâm olmak,
11. Diş çukuruna ilâç koymak,
12. Çiçek, kolonya veya parfüm koklamak, parfüm veya deodrant kullanmak,
13. Morfinsiz, iğnesiz diş çektirmek,
14. Yutmadan yemeğin sadece tadına bakıp, tükürmek,
15. Sakındığı hâlde toz ve dumanın boğazdan veya burundan içeri girmesi,
16. Diş çektirince gelen tükürükten az kanı yutmak,
17. Ağzını yıkadıktan sonra, kalan yaşlığı tükürükle yutmak,
18. Dişleri arasında kalan nohuttan küçük olan şeyi yutmak,
19. Hacamat olmak, kan aldırmak,
20. Kulağına su kaçması,
21. Uyanıkken, sadece bakarak cünüp olmak,
22. Misvak kullanmak, macunsuz diş fırçalamak, (Macunlu diş fırçalamakla da oruç bozulmaz fakat mekruh olur. Macun yutulursa oruç bozulur, gününe gün kaza gerekir.)
23. Gusletmek, banyo yapmak,
24. Sağlam deriye ilaç, krem, her çeşit yakı, sigara bandı, tokluk bandı koymak,
25. Yaraya imsak vaktinden önce konan sıvı ilacın, imsak vaktinden sonra emilmesi,
26. Yaradan çıkan kan, irin ve benzerlerinin tekrar içeri girmesi,
27. Arı sokması,
28. Dudaktaki yaşlığı yutmak,
29. Banyoda oluşan su buharını teneffüs etmek,
30. Kanayan yere, kanın durması için kan taşı sürmek,
31. Ağza gelen yemeği, balgamı, kusmuğu veya baştan burna gelen akıntıyı yutmak,
32. Kulağa sabunlu su kaçırması,
33. Ağza su alıp çalkalamak veya ağzı yıkadıktan sonra ağızda kalan yaşlığı tükürükle yutmak,
34. Hanımını öpenin orucu, mezi gelse de bozulmaz. Öperken şehvetlenip cünüp olursa bozulur. (Cünüp olma ihtimali varsa, hanımını öpmesi mekruh olur. Orucu bozacak derece çok öperse haram işlemiş olur. Çünkü orucu mazeretsiz bozmak haramdır. Ama öperek cünüp olunca kaza gerekir, kefaret gerekmez.)
35. Çatlak dudağa veya eldeki yarığa, krem, tentürdiyot, kolonya veya oksijenli su sürmek. (Açık yaraya sürülen merhemin, içeri sızdığı iyi bilinmedikçe orucu bozmadığı, S. Ebediyye'de bildirilmektedir. İyi bilmek, zanla olmaz. Kesin bilmek gerekir. Kesin bilinmeyince bozar denilemez.)
36. Kaş, bıyık aldırmak, etek tıraşı olmak ve epilasyon orucu bozmaz.
37. Oruçlunun ağzına gözyaşı veya ter girerse, bir iki damla gibi azsa, orucunu bozmaz, çünkü bundan korunmak zordur. Çok olur da tuzluluğunu ağzının her yerinde duyar ve yutarsa orucu bozulur. Yutmayıp tükürürse bozmaz.

 

 

Orucu Bozup Hem Kazâ Hem de Keffareti Gerektiren Haller:

Aşağıda sayılacak hususlardan herhangi birini mecbur kalmadan, zorlanmadan, unutma durumu olmadan isteyerek işleyen bir kimse için hem kazâ, hem de keffaret lâzım gelir:

1.Cinsî münasebette bulunmak.

2.Yemek, içmek veya ilâç yutmak.

3.Ağzına ihtiyarsız giren yağmur, dolu ve kar suyunu isteyerek yutmak.

4.Tütün içmek, tütün veya benzeri bir tütsü maddesini yakıp dumanını içine çekmek.

5.Enfiye çekmek.

6.İçyağı, pastırma veya çiğ et yemek.

7.Susam tanesi kadar bir şeyi ağzına alıp yutmak veya çiğneyerek yemek.

8.Azıcık tuz yemek. (Çok tuz yemek ise, sadece kazâyı gerektirir.)

9.Zevcesinin veya sevdiği bir kimsenin tükrüğünü, ağız suyunu yutmak. Bu saydığımız şeylerde, bedenin tedâvisi veya tegaddîsi (gıdalanması ve beslenmesi) veyahut telezzüzü (zevk ve lezzet alması) vardır. Bu sebeble kazâ ile beraber keffâreti de gerektirir.

 

Orucu Bozup Yalnız Kazayı Gerektiren Haller:

1.Çiğ pirinç yemek.

2.Sade un veya sade hamur yemek. (Hamurun içinde yağ ve şeker katılmışsa keffaret de gerekir.)

3.Bir anda çok miktarda tuz yemek. (Az miktarda tuz yemek ise, keffareti de gerektirir.)

4.Taş, toprak, çakıl taşı, demir, bakır, altın gümüş gibi madenleri yutmak.

5.Zeytin veya kiraz çekirdeği yemek. Kayısı çekirdeğinin içi yenirse, keffaret de gerekir.

6.Ayva gibi olgunlaşmadan yenmeyen bir meyveyi, ham iken, tuzlamadan ve pişirmeden yemek. (Olmuş, pişmiş, tuzlanmış olursa keffaret de gerekir.)

7.Henüz içi olmamış yeşil cevizi yemek. Veya bademi, fındığı ve kuru fıstığı kabuğuyla birlikte çiğnemeden yutmak.

8.Boğaza huni ile bir şey akıtmak.

9.Boğaza kaçan yağmur, kar veya doluyu istemeyerek yutmak.

10.Abdest alırken boğazına veya burna su çekerken genzine hatâ ile suyun kaçması.

11.İsteyerek boğazına veya burnuna duman çekmek. Sigara, anber gibi lezzet ve keyif verici bir duman olursa, keffaret de gerekir.

12.Başkasının zorlaması sebebiyle oruç bozmak.

13.Uyurken boğazına birisi tarafından su dökülmek.

14.Unutarak yiyip içtikten sonra, orucum bozuldu zannıyla bilerek yiyip içmek.

15.Dişleri arasında kalan nohut tanesi kadar şeyi yemek.

16.Kendi isteğiyle dışarı kusmak. Bu kusma ağız dolusundan az da olsa orucu bozar.

17.Ağız dolusu kendiliğinden gelen veya isteyerek getirilen kusmuğu mideye çevirmek.

18.Sahur vakti geçtiği halde, geçmedi zannıyla sahur yemek.

19.Güneş battı, iftar oldu zannıyla oruç bozmak.

20.Ramazan orucundan başka bir orucu bozmak. İsterse kasden olsun...

21.Hanımını öpmek, okşamak, sarılma, v.s. sebebiyle erkekten ve kadından meninin gelmesi. Şehvetlenip sadece mezinin gelmesi ile oruç bozulmaz.

22.Ramazan orucunu tutmaya niyet etmeden gündüz yeyip içmek de sadece kazâyı gerektirir. Keffaret icab etmez. Çünkü keffaret oruç tutmamanın değil, tutulan orucu bozmanın cezasıdır.

23.Başkasının tükürüğünü veya ağzından çıkan lokmasını yutmak veyahut kendisinin ağzından çıkarıp dışarda biraz beklettiği lokmasını yemek... İnsan tabiatı bu gibi hallerden iğreneceği için, sadece kazâ gerekir: Ancak insanın, sevdiklerinin tükrüğünü yutması keffareti de icab ettirir. Çünkü insan bundan lezzet alır.

24.Makattan tedavi amaçlı kullanılan fitiller, her ne kadar sindirim sistemine dahil olmakta ise de, sindirim ince bağırsaklarda tamamlandığı, fitillerde gıda verme özelliği bulunmadığı için orucu bozmaz. Aynı şekilde kadınların da tedavi amaçlı vajina/fercinden kullanılan fitiller de orucu bozmaz.

Kalın bağırsaklarda su, glikoz ve bazı tuzlar emildiği için, gıda içeren sıvının bağırsaklara verilmesi veya orucu bozacak kadar su emilecek şekilde verilen suyun bağırsakta kalması durumunda oruç bozulur. Ancak, suyun bağırsaklara verilmesinden sonra bekletilmeyip bağırsakların hemen temizlenmesi durumunda, verilen su ile birlikte bağırsaklarda bulunan dışkının dışarıya çıkarıldığı ve bu esnada emilen su da, çok az olduğu için oruç bozulmaz.

Böyle bir istinca nerdeyse imkansızdır. Zaten bunun yapılması sağlığa zararlıdır. Bu nedenle normal şartlarda istinca yapmakla oruç bozulmaz.

25.El ile meni getirmek (istimna' - mastürbasyon).

26.Kan yutmak. Çoğunluğunu tükrük teşkil eden ağızdaki az kanı yutmak orucu bozmaz.

 

Not: Fıkıh kitaplarından derlenerek hazırlanmıştır.

 

 

Orucun Fert ve Toplum Hayatına Etkileri ve Katkıları

 

Yine bir Ramazan-ı Şerif'e, yeni bir oruç ayına kavuşmuş bulunmaktayız. Bizlere iman nimetini veren ve bizleri evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu Cehennem ateşinden kurtuluş olan Ramazan ayına kavuşturan Rabbimize hamdolsun, O’nun Resulü Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa’ya (s.a.s.), O’nun ehl-i beytine ve ashabına da bizlerden milyarlarca salat ve selam olsun. Rabbim Ramazan-ı Şerifi Ümmet-i Muhammedin birlik, beraberlik ve kurtuluşuna vesile kılsın. Tuttuğumuz oruçları, kıldığımız namazları, yaptığımız hayır-hasenatları dergah-ı izzetinde kabul buyursun. Orucu tutan ve orucun tutup, müttakilarden kıldıklarından eylesin.

Allahım'ızın her emri ve her yasağı, biz kullarının hayrına ve  faydasınadır. En son ve en mükemmel din olan İslam Dini ile bize gönderilen her şey de öncelikle bizim kendi menfaatimiz içindir. Dinimizin itikat, ibadet ve ahlak alanında bizlerden istemiş olduğu her şeyde bizler için nice faydalar ve hikmetler vardır. Ramazanda farz olarak tuttuğumuz oruçta da, diğer zamanlarda adak veya nafile olarak tuttuğumuz oruçlarda da bizim için hem maddi ve hem de manevi birçok faydalar ve güzellikler mevcuttur.

Oruç, İslâmın beş temel esasından ve yine İslâmın dört temel ibadetinden biridir. Oruç, dilimiz Türkçe'ye Farsça'dan  geçmiş bir isimdir. Kelimenin aslı "Ruze"dir. Önceleri "Oruze" (günlük) olarak kullanılmış; daha sonra "Oruç" şeklinde telaffuz edilmeye başlanmış ve bu şekliyle yaygınlaşmıştır.

Orucun Arapça karşılığı "savm" veya "sıyam"dır. Savm kelimesinin lügat manası; yeyip-içmekten kendini tutmak, imsak, hareketsiz kalmak ve herşeyden el, etek çekmektir. İslâmi ıstılahta oruç; "İkinci fecirden (fecr-i sadık'tan)" itibaren, güneşin grubuna kadar sadece Allah rızası için yemekten, içmekten, cinsel ilişkiden ve orucu bozan diğer şeylerden, Allahü Teala (c.c)'ya kulluk niyetiyle nefsi alıkoymaya verilen isimdir. Bilindiği gibi oruç, yalnız bedenle yapılan ibadetlerden biridir. Akıllı, buluğ çağına erişmiş Müslüman’ın Ramazan orucunu tutması farzdır. Her mükellefin oruç tutması bizzat kendi nefsi için farz-ı ayn'dır. Resul-u Ekrem (s.a.s)'in; "Bir kimse, başka bir mükellefin yerine oruç tutmaz. Yine bir kimse, başka bir mükellefin yerine namaz kılmaz" (İbnül-Hümam, Fethül-Kadir, Beyrut 1315, II, 85) buyurduğu bilinmektedir.

Bakara Süresinin 183-185 ayetlerinde oruçtan bahsedilmekte, orucun İslam Dininden önceki dinlerde de emredilen bir ibadet olduğuna vurgu yapılmakta, sonra Ramazan ayının fazileti dile getirilerek farz olarak tutulacak orucun bu ayda tutulması emredilmektedir. Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır.

 

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ كُتِبَعَلَيْكُمُ الصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى الَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْلَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ .أَيَّاماً مَّعْدُودَاتٍ فَمَن كَانَ مِنكُممَّرِيضاً أَوْ عَلَى سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِّنْ أَيَّامٍ أُخَرَ وَعَلَى الَّذِينَيُطِيقُونَهُ فِدْيَةٌ طَعَامُ مِسْكِينٍ فَمَن تَطَوَّعَ خَيْراً فَهُوَ خَيْرٌلَّهُ وَأَن تَصُومُواْ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ .شَهْرُرَمَضَانَ الَّذِيَ أُنزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ هُدًى لِّلنَّاسِ   وَبَيِّنَاتٍ مِّنَ الْهُدَى وَالْفُرْقَانِ فَمَن شَهِدَ مِنكُمُ الشَّهْرَفَلْيَصُمْهُ وَمَن كَانَ مَرِيضاً أَوْ عَلَى سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِّنْأَيَّامٍ أُخَرَ يُرِيدُ اللّهُ بِكُمُ الْيُسْرَ وَلاَ يُرِيدُ بِكُمُالْعُسْرَ وَلِتُكْمِلُواْ الْعِدَّةَ وَلِتُكَبِّرُواْ اللّهَ عَلَى مَاهَدَاكُمْ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ.

 

“Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı. Oruç, sayılı günlerdedir. Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. Oruca gücü yetmeyenler ise bir yoksul doyumu fidye verir. Bununla birlikte, gönülden kim bir iyilik yaparsa (mesela fidyeyi fazla verirse) o kendisi için daha hayırlıdır. Eğer bilirseniz oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır. (O sayılı günler), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa onu oruçla geçirsin. Kim de hasta veya yolcu olursa tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun. Allah size kolaylık diler, zorluk dilemez. Bu da sayıyı tamamlamanız ve hidayete ulaştırmasına karşılık Allah’ı yüceltmeniz ve şükretmeniz içindir.” (Bakara, 2/183/185)

Oruç herhangi bir ayda da tutulabilirdi. Ama Yüce Rabbimiz ayette Orucu Ramazan ayında tutmamızı emretmektedir. Ramazan ayı pek kıymetli bir aydır. Çünkü son ilahi kitap olan Kur’an-ı Kerim Ramazan ayında inmeye başlamıştır. Bu aya kıymet veren en önemli husus da budur.

Peygamberimiz de: 

 

    إنّ الاسلامَ بُنِىَ علَى خمسٍ: شَهادَةِ أنْ َ إلَهَ إّ اللّهُ، وَأنّ مُحمّداً عَبْدُهُ وَرَسُولهُ، وإقَامِ الصَّةِ، وَإيتاءِ الزَّكاةِ، وَحجِّ البَيْتِ، وصَوْمِ رَمَضَانَ

        

  "İslâm beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah'tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed'in O'nun kulu ve elçisi olduğuna şehâdet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kâbe'ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak" “İslâm beş temel esas üzerine kurulmuştur. Bunlar, Allah’tan başka tanrı olmadığına ve Muhammed’in O’nun kulu ve elçisi olduğuna tanıklık etmek, namaz kılmak, zekat vermek, Ramazan orucunu tutmak ve gücü yetenler için Kâbe’yi haccetmektir.” buyurmuştur. (Buhârî, İman 1; Müslim, İman 22 (....); Nesâî, İman 13, (9, 107-108); Tirmizî, İman 3, (2612).)

 

Orucun fazileti ile ilgili Sevgili Peygamberimizden bizlere birçok hadis-i şerif ulaşmıştır. Dünya ve ahiret hayatı için birçok müjdeler içeren bu hadislerden birkaçını beraberce paylaşalım:

 

قَالَ رَسُولُ اللّهِ صَلَّي اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِذَا دَخَلَ رَمَضَانُ فُتِّحَتْ أَبْوَابُ الجَنَّةِ، وَغُلِّقَتْ أَبْوَابُ النَّارِ، وَسُلْسِلَتِ الشَّيَاطِينُ.

 

Resûlullah(s.a.v.) buyurur ki; "Ramazan ayı girdiği zaman cennetin kapıları açılır, cehennemin kapıları kapanır ve şeytanlar da zincire vurulur." (Buhari, Müslim, Nesâî).

 

قَالَ رَسُولُ اللّهِ صَلَّي اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: لَخُلُوفُ فَمِ الصَّائِمِ اَطْيَبُ عِنْدَ اللّهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ مِنْ رِيحِ الْمِسْكِ

 

 Resûlullah(s.a.v.) buyurur ki; "Oruçlunun ağız kokusu "Kıyamet günü" Allah yanında misk kokusundan daha hoştur."

 

قَالَ رَسُولُ اللّهِ صَلَّي اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: لَيْسَ فِي الصّيَامِ رِيَاءٌ

 

 Resûlullah(s.a.v.) buyurur ki; "Oruçta riya yoktur"

 

قَالَ رَسُولُ اللّهِ صَلَّي اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "تسحروا فإن فى السحور بركة" متفق عليه"

 

Resûlullah(s.a.v.) buyurur ki; "Sahur yapınız zira sahurda bereket vardır.".(Buhari-Müslim)

Resûlullah(s.a.v.) buyurur ki; Bizim orucumuzla Ehl-i Kitab'ın orucunu ayıran fark sahur yemeğidir.

 

مَنْ صَامَ رَمَضَانَ إِيمَاناً واحْتِساباً ، غُفِرَ لَهُ ما تَقَدَّمَ مِنْ ذنْبِهِ

 

"Kim, faziletine inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır." (Buhârî, Savm 6)

 

مَا مِنْ عبْدٍ يصُومُ يَوماً في سبِيلِ اللَّه إِلاَّ باعَدَ اللَّه بِذلك اليَومِ وجهَهُ عَن النَّارِ سبعينَ خرِيفاً

 

"Allah rızâsı için bir gün oruç tutan kimseyi Allah Teâlâ,  bu bir günlük oruç sebebiyle cehennem ateşinden yetmiş yıl uzak tutar." (Hadis No: 1221)

"Cennette reyyân denilen bir kapı vardır ki, kıyamet günü oradan ancak oruçlular girecek, onlardan başka kimse giremeyecektir. Oruçlular nerede? diye çağrılır. Onlar da kalkıp girerler ve o kapıdan onlardan başkası asla giremez. Oruçlular girince o kapı kapanır ve bir daha oradan kimse  girmez."(Buhârî, Savm 4)

 

قال اللَّه عَزَّ وجلَّ : كُلُّ عملِ ابْنِ آدم لهُ إِلاَّ الصِّيام ، فَإِنَّهُ لي وأَنَا أَجْزِي بِهِ . والصِّيام جُنَّةٌ فَإِذا كَانَ يوْمُ صوْمِ أَحدِكُمْ فلا يرْفُثْ ولا يَصْخَبْ ، فَإِنْ سابَّهُ أَحدٌ أَوْ قاتَلَهُ ، فَلْيقُلْ : إِنِّي صَائمٌ . والَّذِي نَفْس محَمَّدٍ بِيدِهِ لَخُلُوفُ فَمِ الصَّائمِ أَطْيبُ عِنْد اللَّهِ مِنْ رِيحِ المِسْكِ .للصَّائمِ فَرْحَتَانِ يفْرحُهُما : إِذا أَفْطرَ فَرِحَ بفِطْرِهِ ، وإذَا لَقي ربَّهُ فرِح بِصوْمِهِ

 

“Aziz ve celîl olan Allah "İnsanın oruç dışında her ameli kendisi içindir.Oruçbenimiçindir,mükâfatınıdabenvereceğim"buyurmuştur.

Oruç kalkandır. Biriniz oruç tuttuğu gün kötü söz söylemesin ve kavga etmesin. Şayet biri kendisine söver ya da çatarsa: ‘Ben oruçluyum’ desin.

Muhammed'in canı kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki, oruçlununağızkokusu,Allahkatındamiskkokusundandahagüzeldir.

Oruçlunun rahatlayacağı iki sevinç anı vardır: Birisi, iftar ettiği zaman, diğeri de orucunun sevabıyla Rabbine kavuştuğu andır.” (Hadis No: 1218)

Oruç müslümanları hem dünyevi hem de uhreviçirkinliklerden ve kötülüklerden korur. Orucun farz kılındığı ayette Yüce Allahımız orucu bizlere emretmekte, oruç tutarak korunabileceğimizi de yine bizlere bildirmektedir. Oruç Peygamberimizin teşbihiyle koruyucu bir kalkan gibidir. Oruç insanı fuhşiyata düşmekten ve yanlışlar içerisinde olmaktan korur. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) bir hadislerinde şöyle buyurur: "Oruç bir kalkandır, o halde oruçlu kişi kötü söz söylemesin. Kendisi ile çekişip kavga etmek isteyen kimseye de iki defa, "ben oruçluyum" desin." (Buhârî, Savm, 8) Nasıl ki savaşçının kalkanında delikler olur veya savaşçının kalkanı çok zayıf bir kalkan olursa; o kalkan sahibini koruyamazsa, oruç kalkanı da ahlaken eksik ve zayıf olursa tutanına fayda sağlamayacaktır. Sağlam oruç kalkanı ise kişiyi Cehennem ateşinden koruyacaktır. Mükafatını yalnız Allah’tan bekleyerek oruç tutanlar, sadece midesine değil ruhuna da oruç tutturanlar, dilini kötü sözlerden, aklını yanlış düşüncelerden, kulağını nahoş şeyleri dinlemekten, gözünü yanlışa bakmaktan, elini yanlışı tutmaktan, ayağını yanlışa gitmekten, midesini haram lokma yemekten koruyanlar Cenneteki oruçlulara has Reyyan kapısından içeri gireceklerdir. Oruçlu kişi iftar ettiği zaman nasıl bir sevinç duyuyorsa, tam manasıyla güzelce oruç tutanlar da asıl sevinci Rablerine kavuştukları zaman tadacakladır. Rabbim hepimize rızasına uygun bir oruç tutmayı nasip eylesin.

Oruclarımızın ahlakımızı güzelleştirmesi lazım. Çünkü Oruç ahlakı güzelleştiren bir ibadettir. Yoksa Oruç sabahtan akşama kadar aç kalmanın adı değildir, öğle de olmamalıdır. Peygamberimiz (s.a.v) bir hadislerinde şöyle buyurur: "Nice oruç tutanlar vardır ki onlara tuttukları oruçlardan sadece çektikleri açlık ve susuzluk kalır. Nice de gece ibadet edenler vardır ki onlara da bu ibadetlerindan kalan sadece uykusuzluktur." (İbn Mâce, Sıyam, 21)

Oruç kişiden ahlaki kötülükleri bertaraf eden, kişiyi ahlaken kemale erdiren, şeytana karşı en önemli mücadele silahlarından biridir. Bu ay tuttuğumuz oruçlarla yalandan arınmalı, gıybet ve dedikoduya yaklaşmamalı, haram olan davranışlardan uzak kalmalıyız. Yoksa Rabbimizin bizim aç kalmamıza asla ihtiyacı yoktur. Orucun en önemli özelliği nefsimizi arındırmaktır. Nefsin terbiyesinde, kamil mertebeye ermede orucun rolü çok büyüktür. Bu nefis arınmasının gerçekleşmesine engel olan bütün kötü hasletlerden uzak durmalıyız. Resulullah Efendimiz (s.a.s) bir hadislerinde şöyle buyurur: "Her kim yalan söylemeyi ve yalanla iş görmeyi bırakmazsa Allah onun yemesini, içmesini bırakmasına değer vermez." (Buhârî, Savm, 8)

İmam Gazali Hazretleri de oruç tutanları üç mertebeye ayırmıştır:

1. Mertebe: Avamın Orucu: Bu oruç, mide ve tenâsül uzvunu şehvetlerden sakındırmaktır. Yani yemek, içmek ve cinsî münasebette bulunmaktan sakınmaktır.

2. Mertebe: Havassın Orucu: Kulak, göz, dil, el, ayak ve sâir âzaları günahlardan uzak tutmaktan ibarettir.

3. Mertebe: Ahass'ul-Havass'ın Orucu: Kalbi, dünyevî düşüncelerden tamamen arındırıp Allah'tan başka herşeyi kalpten uzaklaştırmaktır. (Gazali, İhya-u Ulumi’d-Din)

Oruç iradeyi kuvvetlendirip, kişiye zorluklara karşı sabırla direnmeyi öğretir. Çünkü Efedimiz (s.a.v) “Oruç sabrın yarısıdır.” (Tirmizi, Da’avat, 86)  Oruç bize aç kalmanın ne demek olduğunu öğretir. Fakir ve muhtaç olmanın, yiyecek bir şey bulamamanın ne kadar sıkıntılı bir hal olduğunun farkına vardırır. Elde bulunan nimetlere ne kadar çok şükretmemiz gerektiğini bize hatırlatır. Şükür ise bize verilen nimetlerin artmasına vesiledir. Oruç, Kalbi dünyaya dalmaktan kurtarır. Nefsi temizler. Oruç ayrıca bedene sıhhat kazandırır. Tıbbın gelişmesi ve araştırmaların yoğunlaşması ile orucun bedene kazandırdığı birçok faydalar ortaya çıkmıştır. Bu sebeple bazı doktorlar hastalarına tedavi amaçlı oruç tutmayı tavsiye etmektedirler. Peygamberimiz de “Oruç tutunuz, sağlık bulunuz” ifadeleriyle bu hususu çağlar öncesinden bizlere bildirmektedir. 11 ay durmadan çalışan midemiz oruç ile dinlenmekte, yağ depolayan vücudumuz oruç ile yağlarını yakmaktadır. Böylece gelecek yıla da hazırlık yapılmaktadır.

Oruç sosyal dengeler ve düzenin korunmasına da fayda sağlayan bir ibadettir. Oruç iftar sofralarında bir araya gelen insanlar arasında muhabbeti de artırmaktadır. Bu ay oruç vesilesiyle, fakirlere yapılan yardımlar ile zenginler ve fakirler arasında açılabilecek derin çatlaklar ortadan kaldırılarak, aralarında birlik ve beraberlik hasıl olmaktadır.  

Özetle olursak oruç;Yaratıcı ile kul arasındaki sevginin doruğa ulaştığı, hiçbir gösteriş ve riyanın karışmadığı kalbi bir ibadettir.

Oruç, kişinin ahlâkının güzelleşmesini, iradesine hakim olmasını, nefsine galip gelmesini sağlayan bir ibadettir.

Oruç, nefsin arzu ve isteklerinden uzak durulmasını öğreten bir irade eğitimidir.

Oruç, ailemizle ve çevremizle iyi ilişkiler kurmamızı sağlayan bir ibadettir.                     

 Oruç insanı güçlüklere katlanmaya alıştırır, ondaki sabır duygusunu geliştirir.

Oruç insana düzenli yaşama alışkanlığı kazandırır

Oruç, fakirlere karşı yardım duygusunu geliştirir.

Oruç bizlere sahip olduğumuz nimetlerin değerini bilmeyi öğretir.

Oruç tutan kişi kısaca;

-Allah ve Peygambere itaat etmiş ve büyük sevap kazanmış olur.

-Allah’ın verdiği nimetlere şükretmiş ve aç kalanların hallerini öğrenmiş olur.

-Sağlığını korumuş, nefsini terbiye etmiş ve irâde eğitimi yapmış olur.

-Sabır ve metanet kazanmış, kötü söz ve davranışlardan korunmuş olur.

-Ahlâkını güzelleştirmiş ve imanının bilincine ermiş olur.

-İbadet  zevkini tatmış, Allah’ın rızasını ve cennetini kazanmış olur.

Oruç yardımlaşma ve dayanışma duygusunu geliştiren bir ibadettir.  Yardımlaşma ve dayanışma insanları birbirine yaklaştıran davranışların en önemlilerindendir.

Ramazan ayında kurulan iftar ve sahur sofraları, kılınan teravih namazları ve mukabele gibi dini uygulamalar toplumdaki bireyleri birbirine yakınlaştırır.

Bunların yanısıra ayrıca dinimizin emrettiği mali ibadetlerden biri olan fitre de bu ayda verilir. Zenginler zekâtlarını yine bu ayda vermeye özen gösterirler. Bu durum toplumda büyük bir yardımlaşma ve dayanışma ortamı oluşur.

Oruç tutan varlıklı bir kimse, yoksulluğun ve açlığın ne demek olduğunu aç ve susuz kalarak, yaşayarak daha iyi öğrenir. Bu sayede yoksulluğun sıkıntısını bizzat yaşar Yoksulların yaşadığı güçlüklerin farkına varır. Yoksullara daha çok yardım yapmayı arzular hale gelir. Yapılan bu yardımlar insanlar arasında sevgi ve saygı bağlarını kuvvetlendirir. Cömertlik duygularını geliştirir.

Allah rızası için tutulan oruç, insanı günahlardan uzaklaştırdığı gibi, gönüllerde güzel duyguların yeşermesine de vesile olur.

Fitne, fesat, haset, dedikodu ve yalan gibi kötü huylardan insanı uzaklaştırır, toplumda huzur ve güvenin gelişmesini ve yerleşmesini sağlar.

Orucun farz olmasındaki hikmetler, insanlara ve cemiyetlere sağladığı yararlar göz önüne alındığında, bu ibadetin, İnsanlara Allah’ın büyük bir ihsanı olduğu görülür. Bunun için, meşru bir mazeret olmadıkça, mutlaka oruçlarımızı tutmalıyız.

Öyleyse, her türlü hayrı, rahmeti, bereketi ve daha nice nice güzellikleri bünyesinde bulundurup, barındıran Ramazan ayını gereği gibi değerlendirelim. Oruçlarımızı Allah’ın emrine uygun olarak her türlü haram ve kötü davranışlardan sakınarak, bütün uzuvlarımızla tutalım. Tuttuğumuz oruca zarar verici her türlü olumsuz söz, fiil ve davranışlardan da uzak duralım.

Hem bedenen, hem ruhen ve hem de sosyal açıdan birçok faydaları bulunan orucun bizlere kazandıracağı pek çok güzellikler vardır. Tüm bu güzellikleri elde etmenin yolu ise oruçlarımızı Yüce Rabbimizin ve Sevgili Peygamberimizin bizlerden istemiş olduğu şekilde tutmaktır. Yüce Rabbim oruçlarımızı, namazlarımızı, hayır ve hasenatımızı makbul eylesin. Kadir Gecesine erenlerden ve o gecenin kadrini bilenlerden eylesin. Bu günlerin feyiz ve bereketinden yararlanabilmek için Kendi rızasına uygun davranışlar sergilemeyi cümlemize nasip eylesin. Şimdiden kandiliniz ve bayramınız da kutlu olsun. Allah’a emanet olun.

Önümüzdeki ilk 3 faaliyet
Faaliyet takvimi
Ağustos 2017
MaDiWoDoVrZaZo
  1 2 3 4 5 6
7 8 9 10 11 12 13
14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27
28 29 30 31      
Namaz vakitleri


Cuma hütbesi

Müslüman kadının toplumdaki yeri

Müslüman kadının toplumdaki yeri “Mü’min erkeklerle mü’min kadınlar da birbirlerinin velileridir. Onlar iyiliği emreder,…

» Devamını oku